Terapötik Alan
Psikoterapi, kişinin kendisini acele etmeden duyabileceği ve anlatabileceklerini zaman içinde açabileceği güvenli bir çalışma alanı kurar.
Psikanalitik psikoterapi, belirtilerin ardındaki içsel çatışmaları, tekrar eden ilişki örüntülerini ve söze dökülmemiş duyguları anlamaya yönelir. Terapötik ilişki içinde kişi; savunmalarını, kayıplarını, arzularını ve korkularını daha derinden fark etmeye başlar. Bu süreç, kişinin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkiyi daha özgür, sahici ve canlı bir biçimde yeniden düzenleyebilmesine alan açar. Beşiktaş ve Şişli’de yüz yüze; online olarak ise ergen ve yetişkinlerle psikodinamik ve psikanalitik çerçevede çalışıyorum.
Psikanalitik ve psikodinamik psikoterapi, kişinin yalnızca bugün yaşadığı zorluklara değil; bu zorlukların nasıl oluştuğuna, hangi ilişkisel ve duygusal örüntüler içinde tekrar ettiğine ve yaşam öyküsüyle nasıl bağlantılandığına odaklanır. Kaygı, depresyon, ilişki problemleri, yas, kayıp, travma ve kişilik örüntüleri bu yaklaşım içinde daha geniş bir ruhsal bağlamda ele alınır.
Terapötik ilişki; güvene, mahremiyete ve düzenliliğe dayanır. Bu çerçeve içinde, düşünceleriniz, duygularınız ve tekrar eden ilişki biçimleriniz yargılanmadan birlikte düşünülür.
Psikoterapi, kişinin kendisini acele etmeden duyabileceği ve anlatabileceklerini zaman içinde açabileceği güvenli bir çalışma alanı kurar.
Terapi sürecinde amaç hazır cevaplara ulaşmak değil; kişinin kendi iç dünyasını, ilişkilerini ve tekrar eden örüntülerini birlikte anlamlandırabilmesidir.
Düzenli seanslar, kişinin yaşantılarının yalnızca anlatılmasına değil, zaman içinde derinleşmesine ve anlam kazanmasına imkân verir.
Orhan Taruk - Beşiktaş Psikolog olarak Psikoterapi çalışmasını görüşme biçimi ve yaş dönemi açısından iki temel başlıkta sürdürüyorum.
Beşiktaş ve Şişli’deki görüşme alanlarında yüz yüze; bulunduğunuz yerden ise online olarak psikoterapi seansları yürütüyorum. Her iki çalışma biçiminde de düzenli seans çerçevesi, gizlilik ve terapötik süreklilik temel alınır.
Detaylı BilgiErgenlik ve yetişkinlik döneminde ortaya çıkan duygusal zorlanmalar, ilişkisel tekrarlar, kaygı, yas, kimlik, ayrışma ve kendilik deneyimi üzerine psikodinamik bir çerçevede çalışıyorum.
Detaylı BilgiAşağıdaki alanlarda ve benzeri konularda; kişinin kaygı, kayıp, ilişki ve kendilik deneyimlerini, tekrar eden örüntülerle birlikte anlamasına eşlik ediyorum.
Tüm Alanları GörPsikanalitik psikoterapi, belirtilerin ardındaki içsel çatışmaları, tekrar eden ilişki örüntülerini ve söze dökülmemiş duyguları anlamaya yönelir. Terapötik ilişki içinde kişi; savunmalarını, kayıplarını, arzularını ve korkularını daha derinden fark etmeye başlar.
Bu süreç, kişinin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkiyi daha özgür, sahici ve canlı bir biçimde yeniden düzenleyebilmesine alan açar. Beşiktaş ve Şişli’de yüz yüze; online olarak ise ergen ve yetişkinlerle psikodinamik ve psikanalitik çerçevede çalışıyorum.
Tanışma, başvuru nedeninin anlaşılması ve ihtiyaçların değerlendirilmesi.
Yaşanan zorlanmaların, ilişkisel örüntülerin ve yaşam öyküsünün birlikte ele alınması.
Düzenli seanslarla kişinin kendisiyle, duygularıyla ve ilişkileriyle kurduğu bağın çalışılması.
Tekrar eden deneyimlerin, savunmaların ve anlamlandırma biçimlerinin zaman içinde görünür hale gelmesi.
Psikologlara ve psikoterapi alanında çalışan uzmanlara yönelik bireysel ve grup süpervizyon çalışmaları yürütüyorum.
Süpervizyon sürecinde vaka formülasyonu, aktarım-karşı aktarım süreçleri, terapötik çerçeve ve klinik düşünme biçimi birlikte ele alınır.
Detaylı Bilgi
Psikodinamik ve psikanalitik yönelimli psikoterapiye dair merak edilen bazı temel sorular, terapi sürecinin nasıl işlediğini ve hangi alanlarda derinleştiğini daha anlaşılır kılmak için aşağıda yanıtlanmıştır.
Psikoterapiye başvurmak için kişinin yaşamında büyük bir kriz olması gerekmez. Bazen kaygının artması, ilişkilerde aynı döngülerin tekrar etmesi, kişinin kendini eskisi gibi hissedememesi, yas, ayrılık, tükenmişlik ya da bedensel belirtiler terapiye başlama ihtiyacını görünür kılabilir. Bazen de kişi belirgin bir sorun tarif edemez; yalnızca içsel olarak sıkıştığını, kendini anlamakta zorlandığını ya da yaşamında bir şeylerin tekrar ettiğini fark eder. Psikoterapi, yalnızca sorun çözmeye yönelik bir uygulama değil; kişinin kendisiyle, duygularıyla, ilişkileriyle ve yaşam öyküsüyle kurduğu bağı daha dikkatli biçimde ele aldığı bir süreçtir. Beşiktaş psikolog arayışında olan birçok kişi de çoğu zaman yalnızca bir belirtiyle değil, bu belirtinin hayatındaki anlamını anlayabilme ihtiyacıyla terapiye yönelir.
Psikodinamik psikoterapi, kişinin bugünkü yaşantılarında ortaya çıkan duygusal zorlanmaları, ilişkisel tekrarları ve kendilik deneyimini daha derin bir ruhsal bağlam içinde anlamaya çalışan bir terapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda yalnızca görünen belirtiye değil, belirtinin nasıl oluştuğuna, hangi ilişkisel zeminlerde tekrar ettiğine ve kişinin iç dünyasında nasıl bir anlam taşıdığına bakılır. Kaygı, depresyon, panik, ilişki problemleri, yas ya da tükenmişlik gibi başlıklar tek başına ele alınmaz; kişinin yaşam öyküsü, savunmaları, çatışmaları, arzuları ve ilişkilerinde tekrar eden konumlarıyla birlikte düşünülür. Psikodinamik çalışma, hızlı bir öneri listesi sunmaktan çok, kişinin kendisini anlatma biçimini, sustuğu yerleri, tekrarlarını ve zorlandığı duyguları birlikte anlamlandırmaya alan açar.
Psikanalitik yaklaşım, kişinin yalnızca ne söylediğine değil, nasıl söylediğine; neyi hatırladığı kadar neyi söylemekte zorlandığına da dikkat eden bir çalışma biçimidir. Bu yaklaşımda bilinçdışı süreçler, savunmalar, aktarım, karşı aktarım, tekrar eden ilişki örüntüleri ve kişinin kendilik deneyimi önemli yer tutar. Terapi odasında kişi yalnızca geçmişini anlatmaz; bugünkü ilişkilerinde, seçimlerinde, kaygılarında ve suskunluklarında geçmişin nasıl iz bıraktığını da zamanla fark etmeye başlar. Psikanalitik çalışma, kişiye dışarıdan hazır cevaplar vermekten çok, kişinin kendi ruhsal gerçekliğine yaklaşmasına yardımcı olur. Bu nedenle süreç bazen yavaş, bazen zorlayıcı ama çoğu zaman derinleştirici bir düşünme alanı yaratır. Terapötik ilişki de bu anlamda yalnızca konuşulanların değil, konuşmanın kendisinin de çalışıldığı bir alandır.
Psikoterapiye başvuran kişi çoğu zaman kaygı, panik, depresif duygulanım, takıntılar, bedensel sıkışmalar, ilişki problemleri ya da uyku sorunları gibi belirtilerle gelir. Bu belirtiler önemlidir; çünkü kişinin yaşamında bir şeylerin zorlandığını gösterir. Ancak psikodinamik ve psikanalitik terapide belirti yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir şey olarak görülmez. Belirti, kişinin iç dünyasında, ilişkilerinde ya da yaşam öyküsünde söze gelmekte zorlanan bir anlamı da taşıyabilir. Bu nedenle terapide hem yaşanan sıkıntının bugünkü etkisi hem de bu sıkıntının hangi ruhsal düzeneklerle ilişkili olabileceği birlikte ele alınır. Amaç, belirtinin arkasında tek bir neden bulmak değildir; kişinin kendi deneyimini daha geniş, daha canlı ve daha bütünlüklü bir biçimde anlayabilmesine yardımcı olmaktır.
Psikodinamik terapide geçmişe bakmak, geçmişte kalmak anlamına gelmez. Kişinin çocukluk deneyimleri, erken ilişkileri, kayıpları, travmaları, aile içindeki konumu ve duygularına verilen yanıtlar bugünkü ilişkilenme biçimlerini etkileyebilir. Ancak geçmiş yalnızca hatırlanan olaylar toplamı değildir; kişinin kendini nasıl gördüğünde, başkalarından ne beklediğinde, yakınlık kurarken ne kadar kaygılandığında ya da ayrılık karşısında nasıl etkilendiğinde yaşamaya devam edebilir. Terapi sürecinde geçmiş, bugünü açıklayan tek kaynak olarak değil, bugünde tekrar eden duyguların ve ilişkisel örüntülerin anlaşılmasına yardım eden bir zemin olarak ele alınır. Böylece kişi yalnızca “ne yaşadım?” sorusuna değil, “yaşadıklarım bugün bende nasıl yaşamaya devam ediyor?” sorusuna da yaklaşabilir.
İlişki örüntüleri çoğu zaman kişinin farkında olmadan tekrar ettiği duygusal ve davranışsal konumları içerir. Kişi farklı insanlarla benzer hayal kırıklıkları yaşayabilir, yakınlık kurmak isterken geri çekilebilir, terk edilme kaygısıyla ilişkilere tutunabilir ya da sürekli kendini değersiz hissettiği bağların içinde kalabilir. Psikodinamik terapide bu tekrarlar yalnızca “yanlış seçimler” olarak değerlendirilmez. Kişinin erken ilişkilerinden, kendilik algısından, arzularından, korkularından ve savunmalarından izler taşıyabilir. Terapide ilişki örüntüleri konuşulurken, kişinin başkalarıyla kurduğu ilişkilerin yanı sıra terapi ilişkisinde ortaya çıkan duygular da önem kazanır. Çünkü bazı duygular yalnızca anlatıda değil, seansın içinde de belirebilir. Bu farkındalık, kişinin ilişkilerdeki tekrarlarını daha canlı ve dönüştürülebilir biçimde anlamasına yardımcı olur.
Psikoterapide konuşmak gündelik bir sohbetten farklıdır. Kişi yalnızca yaşadıklarını anlatmaz; onları nasıl hatırladığını, hangi duygulardan kaçındığını, hangi kelimelerde zorlandığını ve hangi tekrarların içinde kaldığını da zamanla fark eder. Psikanalitik yönelimli terapide söz, iç dünyaya yaklaşmanın temel yollarından biridir. Bazı duygular ilk anda açıkça ifade edilemez; dolaylı biçimde, suskunlukla, öfkeyle, kaygıyla ya da bedensel sıkışmalarla ortaya çıkabilir. Terapötik çerçeve içinde konuşmak, kişinin bu dağınık ya da parçalı yaşantılara yavaş yavaş anlam verebilmesine yardımcı olur. İyileştirici olan yalnızca anlatmak değil; anlatılanların bir ilişki içinde duyulması, düşünülmesi ve kişinin kendisi tarafından yeniden sahiplenilebilir hale gelmesidir.
Terapi süresini baştan kesin olarak belirlemek her zaman mümkün değildir. Çünkü her kişinin başvuru nedeni, yaşam öyküsü, ilişki kurma biçimi, içsel çatışmaları ve terapi sürecinden beklentisi farklıdır. Bazı kişiler belirli bir kriz, kayıp ya da karar süreci için terapiye başvururken, bazıları daha uzun süredir devam eden ilişki örüntülerini, kaygılarını, depresif duygulanımını ya da kendilik deneyimini anlamak ister. Psikodinamik terapi çoğu zaman yalnızca kısa vadeli rahatlamayı değil, kişinin kendisini ve tekrar eden deneyimlerini daha derinlikli biçimde anlamasını hedefler. Bu nedenle süreç, ilk görüşmelerde birlikte değerlendirilir. Görüşme sıklığı, çalışmanın odağı ve sürecin nasıl ilerleyeceği kişinin ihtiyacına ve terapötik çerçeveye göre zaman içinde netleşir.
Online terapi ve yüz yüze terapi arasında ortam açısından fark vardır; ancak psikoterapinin temel çerçevesi her iki çalışma biçiminde de korunur. Düzenli seans saati, gizlilik, süreklilik, terapötik ilişki ve konuşulanların dikkatle ele alınması bu çerçevenin parçasıdır. Yüz yüze terapi, aynı fiziksel mekânda bulunmanın sağladığı bazı duyusal ve ilişkisel olanaklara sahiptir. Online terapi ise farklı şehirlerde ya da ülkelerde yaşayan, ulaşım zorluğu olan ya da düzenli biçimde ofise gelemeyen kişiler için sürdürülebilir bir çalışma alanı sunabilir. Beşiktaş ve Şişli’de yüz yüze görüşmeler yürütülürken, online terapi de aynı dikkat, gizlilik ve düzenli seans yapısı içinde ele alınır. Hangi biçimin daha uygun olduğu, kişinin ihtiyacına ve yaşam koşullarına göre birlikte değerlendirilir.
Ergenlerle ve yetişkinlerle yapılan psikoterapi aynı temel dikkat ve etik çerçeveye sahip olsa da, çalışmanın odağı ve dili farklılaşabilir. Ergenlik döneminde kimlik, ayrışma, aileyle ilişki, okul yaşantısı, akran ilişkileri, beden algısı, öfke, kaygı ve içe çekilme gibi başlıklar daha görünür olabilir. Ergen terapisi çoğu zaman yalnızca ergene değil, onun aileyle ve çevresiyle kurduğu ilişki biçimlerine de dikkat etmeyi gerektirir. Yetişkinlerle yapılan terapide ise ilişki problemleri, yas, ayrılık, iş yaşamı, ebeveynlik, tükenmişlik, kaygı, depresyon ve tekrar eden kişilik örüntüleri daha belirgin şekilde çalışılabilir. Her iki süreçte de amaç, kişiye dışarıdan hazır çözümler vermek değil; kişinin kendi deneyimini daha derinlikli biçimde anlamasına eşlik etmektir.
Sorularınız veya görüşme talebiniz için benimle iletişime geçebilirsiniz.
Görüşme Talebi Oluşturun →